Kolorektal Kanser Nedir ?



Sindirim sisteminin bir bölümünü oluşturan kalın bağırsak, kolon ve rektum olarak adlandırılan iki kısımdan oluşur. Bu bölgelerden kolon olarak adlandırılan kısmı kalın bağırsağın büyük bir bölümüne denk gelirken rektum kısmı ise anüsten önceki yaklaşık 10 cm’lik kısımdır.

Kalın Bağrsağın Anatomik Yapısı

Yemeklerle alınan sindirilmiş besinler ince bağırsaktan kalın bağırsağa geçerler ve burada su ile besin maddeleri emilerek kan yoluyla vücuda alınması sağlanır. Diğer kısım ise rektuma doğru gider ve nihayetinde dışkı şeklinde vücuttan atılır.

Dolayısı ise genel olarak kalın bağırsakta (kolon + rektum) oluşan kanserler Kolorektal Kanser olarak isimlendirilmektedir. Dünya'da her yıl 1 milyondan fazla bireyde kolorektal kanser gelişmektedir. Hastalığa özgü olan mortalite ya da ölüm oranı yaklaşık %33 civarındadır.

Kolorektal kanser geliştikten sonra bu hücreler bazen kalın bağırsak dışına (kolon + rektum) yayılabilir. Böyle bir yayılma durumunda öncelikle kanser hücreleri kalın bağırsağa yakın olan lenf düğümlerine yerleşirler. Kanser hücreleri bu şekilde lenf düğümlerine eriştiklerinde başka lenf düğümlerine yayılabilecekleri gibi diğer organlara da yayılabilirler. Başka bir ifade ile metastaz yapabilirler. Kolorektal kanser hücrelerinin çoğunlukla karaciğere metastaz yaptığı bilinmektedir.
Kalın Bağırsak Kanseri Mestazı
Kanser hücresi esas köken aldığı dokudan başka bir dokuya yayılması durumunda yeni dokuda oluşan tümör hücreleri ilk dokudaki hücrelerin özelliğini gösterirler ve aynı şekilde isimlendirilirler. Örneğin, karaciğere yayılmış veya metastaz yapmış olan kolorektal kanser hücreleri, aslında karaciğer dokusuna yerleşmiş olan kalın bağırsak kanser hücreleridir. Bu durumda hastalık karaciğer kanseri değil “metastatik kolorektal kanseri” olarak adlandırılır. Ayrıca karaciğere metastaz yapmış olan bu kanser hücrelerinin tedavisi karaciğer kanseri olarak değil kolorektal kanseri dikkate alınarak yapılır. 



Kolorektal Kanseri İçin Risk Faktörleri

Kolorektal kanserin ortaya çıkış nedeni tam olarak bilinmemektedir. Dolayısı ile bazı kişilerde bu kanserin neden geliştiği bazılarında ise neden gelişmediği tam olarak açıklanamamakla birlikte hastalık kişiden kişiye geçmemektedir.

Kolorektal kanser hastalarının çoğunda hastalık sporadik olarak ortaya çıkmaktadır. Araştırmalarda bazı risk faktörü olan kişilerin kolorektal kanser geliştirme olasılığının yüksek olduğunu bildirmektedir. Risk faktörü genel olarak herhangi bir hastalığın gelişme olasılığını arttıran etken olarak tanımlanabilir. Buna bağlı olarak çalışmalarda, kolorektal kanserin erkeklerde daha sık görüldüğü saptanmıştır. Genel olarak yaş, kalın bağırsakta polip olması, çevresel faktörler (kırmızı et, yüksek yağlı beslenme, lif içeren gıdaların az alınması, obezite, hareketsiz yaşam tarzı, diyabet, sigara kullanılması ve aşırı alkol tüketimi gibi), iltihabi bağırsak hastalığı (ülseratif kolit veya Crohn hastalığı).

Yaş; 50 yaşın üzerindeki bireylerde kolorektal kanser görülme sıklığı artmaktadır. Dolayısı ile kolorektal kanserin görülme olasılığının yaşla birlikte arttığı söylenebilir. Bu hastalık tanısı alan kişilerin yaklaşık yüzde 90’nından fazlası 50 yaşın üzerindedir.

Kalın bağırsak polipleri; polipler kalın bağırsağın iç yüzeyinde oluşan doku büyümeleridir. 50 yaşın üzerindeki bireylerde yaygın olarak bulunur ancak poliplerin büyük çoğunluğu iyi huyludur. Fakat bazı polipler kanser özelliği gösterebilir. Kalın bağırsakta bulunan poliplerin belirlenmesi ve bunların cerrahi işlemle uzaklaştırılması kolorektal kanser riskini azaltabileceği bilinmektedir.

Aile içinde Kolorektal kanserin daha önceden gözlenmiş olması da bir risk faktörüdür. Örneğin yakın akrabalarında (anne, baba ve kardeşler) kolorektal kanser hastası olan bireylerde de bu hastalığın gelişme riski vardır özellikle bu akrabalarda gözlenen kanser genç yaşta başlamış ise. Ailenin birden fazla üyesinde kolorektal kanser gözlenmiş ise bu durumda kişide kolorektal kanser gelişme riski daha da artmaktadır.

Genetik değişikliklerde kolorektal kanser gelişmesi riskini arttırmaktadır. Bunun nedeni esas olarak aşağıda kolorektal kanser gelişiminin moleküler temelleri başlığı altında açıkladığım bazı genlerde gözlenen mutasyonlardır.

Özellikle HNPCC ve APC olarak adlandırılan iki gen kolorektal kanserlerde önemlidir.

Polipsiz Kalıtımsal Kolon Kanseri hastalığı (HNPPC şeklinde kısaltılır), kolorektal kanserin kuşaktan kuşağa aktarılabilen (kalıtılabilen, genetik) en yaygın formudur. Tüm kolorektal kanser hastalarının yaklaşık %2’sinde görülmektedir. Polipsiz Kalıtımsal Kolon Kanseri hastalığına yol açan gene de kısaltmasıyla uygun olacak şekilde HNPPC adı verilmiştir. Bu gendeki değişiklikler ya da mutasyonlar hastalığın gelişiminde önemlidir. HNPCC geninde mutasyon taşıyan bireylerin çoğu kolorektal kanser geliştirir ve bu bireyler kolorektal kanser tanısını ortalama 44 yaşında almaktadır.

Ailesel adenomatöz polipozis ise nadir olarak görülen ve kalıtılabilen bir hastalıktır. Bu bireylerde kolon ve rektumda yüzlerce polip oluşabilmektedir. Bu hastalık Adenomatöz polipozis Koli (APC) olarak adlandırılan gende bulunan değişimler yada mutasyonlar sonucunda oluşmaktadır. Bu hastalık tedavi edilmediği durumda  yaklaşık 40 yaşına kadar kolorektal kanser oluşumuna neden olmaktadır.

Ailesinde Polipsiz Kalıtımsal Kolon Kanseri hastalığı (HNPCC) veya Ailesel adenomatöz polipozis (FAP) hastalığı olan bireylerde kontrol amacıyla genetik test yapılabilir. Bu testlerde değişikliğe uğramış genleri olduğu tespit edilen bireylerde kolorektal kanser gelişme riskini azaltmak için çeşitli yollar denenebileceği gibi düzenli aralıklarla kontrollere gidilerek kanser hastalığının daha erken bir şekilde tanısının koyularak tedavisine başlanabilir. FAP hastalığı olan bireyler için poliplerin uzaklaştırılması doktoru tarafından önerilebilir.

Daha önceden kolorektal kanser hastalığı olan bir kişide tedavi edildikten sonra ikinci kez hastalık ortaya çıkabilir. Ayrıca üreme organlarında (uterus, ovaryum endometriyum) kanseri olan kadınlarda veya meme kanseri olan kadınlarda kolorektal kanser gelişme riskinin de fazla olduğu unutulmamalıdır.
Kolon Kanserinin Kolonoskopi İle Görüntülenmesi

Kolorektal kanser gelişiminin moleküler temelleri

Kolorektal kanser oluşumu klasik tanımıyla adenomadan karsinoma oluşumu şeklinde görülmektedir. kolorektal kanserin gelişmesi çok aşamalı bir tümör oluşumu şeklindedir ve tam olarak ortaya çıkması yıllar almaktadır.

Kolorektal kanser taşıdığı moleküler özelliğine göre çeşitli gruplara ayrılmaktadır.

Bu gruplardan iki tanesi genetik kararsızlık yada genetik instabilite olarak tanımlanan durumu gösterir. Sporadik vakaların yaklaşık %80'ninde kromozomal instabilite, çeşitli kromozomal bölgelerde allelik dengesizlik (örneğin 5q, 8p, 17p ve 18q), kromozom amplifikasyonu (ya da kromozom çoğalması) ile kromozomlardaki translokasyonlar olduğu belirlenmiştir.

Bunun aksine geri kalan %15'lik kısımda ise mikrosatellit kararsızlığı nedeni ile oluşan çerçeve kaydırıcı mutasyonlar ve baz çifti değişiklikleri görülmektedir.

Normalde DNA üzerinde gerçekleşen yanlış eşleşme şeklinde görülen mutasyonlar ya da değişimler Yanlış Eşleşme Tamir Sistemi olarak adlandırılan DNA tamir mekanizmasının işleyişi ile ortadan kaldırılmakta ya da tamir edilmektedir. DNA'nın bu şekilde tamir edilmesi MLH1, MSH2 ve MSH6 isimli genlerden oluşturulan proteinler tarafından kontrol edilmektedir. DNA yanlış eşleşme tamirinden sorumlu olan bu genlerdeki mutasyonların olması oluşturulan proteinin kusurlu olmasına yol açmakta ve tamir sisteminin çalışamamasına neden olur. Tamir sistemi çalışamadığı zamanda mutasyona yatkın olan mikrosatellit bölgelerinde gerçekleşen nükleotid değişiklikleri birikerek zamanla tekrarlanan mikrosatellit dizilerinde uzunlukları açısında farklılıklar (replikasyon kayması nedeni ile) oluşur.

Bu tümörler proksimal yerleşmeleri, musinöz histoloji göstermeleri, zayıf differansiye yada farklılaşmış olmaları ve lenfosit infiltrasyonu göstermeleri nedeni ile tanımlanır.

Böylesi bir kanser fenotipinin oluşmasına neden olan genetik değişiklik, DNA yanlış eşleşme tamir sisteminde iş gören genlerdeki fonksiyon kaybına neden olan mutasyonlardır.

Sporadik hastaların çoğunda görülen mikrosatellit kararsızlığının nedeni, sıklıkla MLH1 geninin kontrol (promotör) bölgesindeki CpG adalarının hipermetilasyonun oluşması ve genin baskılanması başka bir ifade ile çalışamaz duruma gelmesidir.

Kolorektal kanser ya da kalın bağırsak kanseri açısından risk altında olduğunuzu düşündüğünüzde, ailenizde kolorektal kanser hastası varsa, yaşınız ileri ise doktora giderek durumunuzu açıklamalısınız. Ayrıca hastalık yaşa bağlı olarak çıktığı için ileri yaştakilerin düzenli aralıklarla kontrole gitmeleri ya da check-up yaptırmaları hastalığın daha erken belirlenip tedaviye bir an önce başlanması için önem taşımaktadır.

İlgili Diğer Yazılar



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder